Av Ali YILDIRIM Av Ali YILDIRIM
Ali Yıldırım
Anasayfa | Biyografi | Linkler | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | İletişim | Ziyaretçi Defteri | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

MUHAMMED (Hakan BİLBAY)

.......

Kategori  Kategori : İktibas
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 1066
Tarih  Tarih : 29 Şubat 2008 13:58

Kapı aralık, bir çift göz beni seyrediyormuş.
Farkında değildim.
Akşam etüdünden hemen önce öğretmenler odasında yalnızdım.
Sıradan bir el alışkanlığıyla bir sigara çıkardım, yaktım.
İki nefes çektim.
Günlerdir, izmaritlerle doldukça nöbetçi öğrencilerin boşaltıp suya tuttuğu, ıslak getirip masaya koyduğu, tekrar kül konuldukça dibinde çamurlaşıp külden katı bir tabaka olan kül tablasına indirdim.
Aniden kapı açıldı.
Kısa boylu, zayıf, nedendir bilmem dudakları çokça kırmızı, saçları okula getirilen berber tarafından bazı ince hatlar bırakılmak suretiyle üç numarayla kesilmiş, okulun verdiği ceketin içinde omuzları yokmuş gibi duran, taktığı kravatından günün mönüsü okunabilen, gözleri şaşkın bir halde hızlı adımlarla Muhammed girdi içeri.
Ne oldu Muhammed demedim.
Şaşırmadım.
Çünkü Muhammed di bu.
Yapardı bunu.
Girerdi öğretmenler odasına şöyle bir bakardı.

“Gel oğlum buraya.”
“Ne oldu Muhammed?”
Ne işin var burada?” bu cümlelerin hiç birini duymazdı.
Belki duyardı ama duyduğunu belli eden hiçbir emare göstermezdi.
Biraz etrafa baktıktan sonra, çarpar kapıyı çıkardı.

Bir defasında yazılının tam ortasında kalktı, geldi yanıma.

“N’oldu Muhammed?”
“Çişim var.”
“Çok mu acil?”
“Çok acil”
“Hadi git öyleyse” gitti Muhammed.
Yazılıya tekrar dönmedi.
Dışarıda Beden Eğitimi dersindeki çocuklara takılıp unutmuştu yazılıyı.
Beden Eğitimi dedim de aklıma geldi.

Bir defasında Beden Eğitimi dersinde futbol topu patlamış. Sıkıştırmış öğretmeni Muhammed’i.

“Sen mi patlattın topu?”
“Vallaha hocam ben patlatmadım.”
“Doğru söyle oğlum yoksa kötü olur.” Muhammed patlamış:
“Orospu çocuğuyum ki ben patlatmadım hocam.”
Harbi çocuktu vesselam.

Sabahları tel örgüyle çevrilmiş bahçenin kapısında bekleşir çocuklar.
Öğretmenler servisten inince çevirirler öğretmenlerin etrafını.
Her biri ayrı ayrı “Günaydın Hocam” Hoş geldiniz Hocam” der.
Ah! O Y.İ.B.O.’da sıradanlığı aşmak ne zordur.
Günaydın Hocam dışında bir cümle kurabilmek için başlayanlar vardır söze;
“Hocam bir şey söyleyebilir miyim?”
“Söyle yavrum”
“Günaydın Hocam.”
Herkese tek tek, ayrı ayrı günaydın denilir.
Birisinin gözüne bakarak günaydın deme.
Gün hakikaten o gün aydınlanmaz o çocuk için.
İşte böyledir sabah okula gelişler.

Muhammed ne yapardı.
Bahçe kapısından girince koşar gelir tutar ceketin bir yanından, biraz aralayıp kafasını karnıma yaslar.
Hiçbir şey söylemez.
Bacaklarıma çarpa çarpa yürür kafası karnımda.
Biraz yürürüz kaldırır kafasını bakar gözlerime uzaklaşır sonra yanımdan.
Sırasına girer, andımızı okumak için beklerdi.

Çıkış ziliyle beraber Muhammed yanımda biterdi.
Yine konuşmazdı.
Yine ceketimin arasında karnıma yaslamış kafasını bacaklarıma çarpa çarpa bahçe kapısına kadar yürürdü.
Bazen durup omuzlarından tutardım.

“Hadi söyle Muhammed.”
Muhammed, Mahsun Kırmızı Gül’e ait olduğunu sandığım meşhur türküsünü burnundan söylerdi.
İlla burnundan söylemesi var ya!
“Bir topum olsaydı oynardım elbet.
Bir babam olsaydı gülerdim elbet…”

Yetimlik bir çocukta bu kadar mahzun durabilirdi ancak.
Türkü bitince bir şey söylemezdim.
Kısa bir süre birbirimize bakardık.
Ben dönüp kapıdan çıkardım.
Diğer çocuklarla beraber Muhammed kapıda kalırdı.
Sınır orasıydı.
Ne çabuk öğrenirdi Y.İ.B.O.’da çocuklar hayatta ki sınırları.

Muhammed girdi içeri. Bana baktı. (Bakışlarında hiçbir anlam yoktu. Hayır hayır Muhammed böyle bakardı zaten. Bir bakışında o kadar çok  anlam vardı ki. Hiç birini seçemediğimden öyle gelirdi bana.)
Yavaşça  aldı sigarayı, hışımla bastırdı kül tablasına.
Bir daha baktı bana.
Döndü arkasını çıktı. Ben dona kaldım.
Neden yapmıştı bunu şimdi. Belki sevdiğini kaybetme korkusu.
Kaybedecek o kadar az şeyi vardı ki.

Sekizinci sınıftan mezun olduğu gün elinde karnesi; sekiz yıllık yatılılıktan çıkış bileti. Bahçede geldi yanıma.
Sarıldı. Bende onu kucakladım.

“Hadi son bir kez Muhammed.” Dedim.
“Bir topum olsaydı oynardım elbet.
Bir babam olsaydı gülerdim elbet…”
hıçkırıklar genzini kapamıştı. İlla burnunu…. Söyleyemiyordu artık.
Hiçbir şey söyleyemedim.
Zaten ne az cümle kurmuştuk kalpten kalbe uzun sohbetlerde.
Ben bahçe kapısından çıktım.
Bu defa oda çıktı kapıdan.
Bir Ford transitle tozlu yollarda, berrak gözleri arkada, gitti…
Gözden kayboldu.

Hakan Bilbay
29/10/2005

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

serkan [ 18 Şubat 2009 16:18 ]

syn. mükremin hocam size saygı ve sevgim sonsuzdur ama hakan hocamın bu yazısı için yaptığınız değerlendirme için biraz da olsa hayal kırıklığına uğradım. hakan bilbayın hayatını alıntılarlan değil, hayatta hep ilklerin öncüsüdür diye anıldığını bilirim. gerçi siz hakan hoca ile maziniz benden daha uzundur ama... saygılarım ile..

Mükremin [ 16 Şubat 2009 20:18 ]

Hakan Baba bilemiyorum bu yazın alıntımı yoksa yaşadıklarını duygularınla harmanlayıp mı yazdın ama harika bir deneme. Ağzına sağlık. 5 üzerinden 10 puan

serkan [ 10 Haziran 2008 21:50 ]

bu yazıyı ikinci okuyuşum ama ilk okuduğumdan daha çok duygulandım bilmiyorum neden. yetimde değilim ama anlayabiliyorum o çocuğun azda olsa ızdırabını sezebiliyorum muhammedin geleceğini azda olsa, ama şuna tüm samimiyetimlen inanıyorum ki; peygamber efendimizde yetimdi ve ebu cehil peygamber efendimize tokat attığında gidipde başını dizlerinin arasına koyup ağlayacak, gidipte arkasına sığınacak, gidipte ondan yardım isteyecek veya onu teselli edecek ne bir babası vardı nede bir annesi. peygamber efendimizin sadece allahı vardı...Kaleminize sağlık sayın Hakan hocam

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

İktibas

En Çok Okunan

Son Makale
ALLAH ZAMANI YARATTI! Av. Ali YILDIRIM
Av. Ali YILDIRIM

Son Dakika Haberleri

Anket

En son ne zaman yazı(mektup,makale,günlük,deneme vs) yazdınız?







Tüm Anketler

MALATYA

© 2005-2007 Tüm Haklari Saklidir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Tasarım ve Programlama: AysisWeb