Av Ali YILDIRIM Av Ali YILDIRIM
Ali Yıldırım
Anasayfa | Biyografi | Linkler | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | İletişim | Ziyaretçi Defteri | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

BOZUK SİMİT PARALARI İLE CENNETİ SATIN ALMAK!

.....

Kategori  Kategori : İktibas
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 1066
Tarih  Tarih : 17 Mart 2009 17:33


Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için
sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar
çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar.
Yalnız, Ali hazırlanmamıştı.
Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı.
Öğrenciler
bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı.
Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da
arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi.
-Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni.
-Ne söyleyeceksin bakalım?

-          Ahmet arkadaşımız var ya...
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler
koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse
üzülür.
Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine
koydu.
Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi
değildi.
Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve
düşünceliydi.
Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek
istiyordu.
Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi.
-Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş
bulamıyor.
Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi?
Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare
bulmalıydı.
Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali'ye döndü:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı...
- Niçin?
- İnsanlara daha çok yardım etmek için...
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen.
-Bak şimdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun
zaman insanlara yardım edersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
-- Neden olmaz?
-- Üç sebepten dolayı olmaz.

-          Birincisi:
-Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit
satıyorum. Hele
mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere
veriyor.
İkincisi:
'Ağaç yaş iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı
öğrenmezsem
büyüdüğümde hiç yapamam.
Üçüncüsü ise,
- Daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak
istiyorum.
Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak
günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem.
Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu
olduğuna
göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin
olmadan
ölürsem, birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha
karlı bir
yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında
sallarken
Ali'yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için
masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark
etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.
Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en
kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu
paralar
onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SİMİT paraları,
Cenneti
satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile
sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak
yağmurlar
gibi ağlamaya başladı. Ağladı... Ağladı... Ağladı.
Kendine geldiğinde akşam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp
okuldan
ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk
Simit paraları ile cenneti satın almak' diye diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu.
Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan
Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına
karışıvermişti .
*Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi değilse
bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına bırakın. *
*Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa
ayakkabı
alın. *
*Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin. *
*Yeter ki boş durmayın!*
*Unutmayın,*

-         
*Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.*

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

İktibas

En Çok Okunan

Son Makale
ALLAH ZAMANI YARATTI! Av. Ali YILDIRIM
Av. Ali YILDIRIM

Son Dakika Haberleri

Anket

En son ne zaman yazı(mektup,makale,günlük,deneme vs) yazdınız?







Tüm Anketler

MALATYA

© 2005-2007 Tüm Haklari Saklidir
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Tasarım ve Programlama: AysisWeb